Gümüşhane Şiir Sitemize hoşgeldiniz, 22 Mayıs 2019

Bir Melek Pragması

Her bahar kaderinde yalnızlığı ağırlar. Bizim seninle dost olduğumuz kalabalıklar,bir yerlerde kendilerinden vazgeçmişler. Bunu nedeni sana olan sorgularım ve serzenişlerim. Hatta yeri geldiğinde ölüme bile nokta koyan sitemlerim. Onlar bazen beni ayakta tutuyor bazen de çileden çıkarıyor. Hani böyle olunca kendi denizinde pusula arayan bir gemi oluyorum açıkçası. Açıkçası ben seni,senden evvel tanıyor ve biliyorum. En güzeli; bununla yaşamak,yaşamanın da en güzeli …

Her aşk kendi içinde yaralı oysa
ve her aşk kendi kaderine mahkum
gerçi ölmek ile yaşamak arasında
çiçek toplamaktı ; yağmurların,rüzgarların ve güneşin
yaradanı anması.
Öyle işte sevgilim
farkındaysan hüzün ıslak gözlerde oturur.
alışmak istemiyorum derdin ya
ki,buldun ateşin sırrını
bir yangından kurtulmuş melek pragmasını
ama ne atlastır ne de kumaş, kefen dediğin
nankörsün ne diyebilirim ki başka
hani bir keresinde umut içinde
iplikten olma oyuncak bebeğin
bir uçurtma, çocukluğun olayım demiştim
anla ki her şey yaradan’dan bir parça
ne bileyim
belki şimdi gözlerinde silahlı bir azarlama
üstünde gül kıyafetler
içimde ki sen yokluğu kurşuna tutan
aslında sendin,beni bende sen eden
ve sendin beni bende bitiren.

Ruhum sana ne kadar düşkün
bu bizi biz edecek gerçek kim bilir
hani hiç olmasa bir hırka diye giymek seni
sırıtan yaralarımı göstermez diye
yırtık düşlerin masum utanışı
ya da göğermiş göz altlarımın parçalanmışlığı
oysa yaşam seninle renk bulurdu
göğüs kafesime dolanan yıldızlara adını vermek
ne kadar güzel.
tıpkı çocukken sevdiğim Temmuz çiçekleri
hani onlar ruhum yakasında sen kadar imzalı
ekin tarlalar da boy atmış yabani gelincikler gibi;
al al mor mor eflatun eflatun ve siyah.

Her şey nasılda gizemli
bir kere de mektupların açılmamış yanına gülümsemek
zindan ve vicdan arasında sendelemek ve boyun eğmek biz işkencelere
ellerimiz kalplerimize kenetlenmiş ,
geçmişinde bir ihanete kurban gitmişliğin tarifsiz hıncını
alıyorsun benden soluya soluya,
düşer gibi pencere boynuna yasemin
ve sen yine karanlığı biçiyorsun gözlerine
ışığın bereketi belki sana dar gelen
nerede bilinmez bir dünyanın hudutlarını
çizip duruyorsun kıvılcımlarla
kandırılan kız kalbinin kinine sebep
mesut bir anne beklentilerin direncine inat
az daha mı vursan
acı dediğin sümbüllerin insan haykırışı
ama ben,
aldatılan insanlığının yüz akıydım
ama ben bir şehri bekleyen dört dağ
kimi yar bilir kimi dost
sen yinede hatırla
hatırla hatrın zerafetini
unutma yalan karanlıkta
gerçek doruklarda yaşar.

Bir yerlerde sana genç kalmak diyorum;
yalnızlık ağacının altından duruşun ne hoş,
ne hoş,gülümseyişinin tutkusu
sen damla içinde gamzesin bende
yürüyorsun …
yürüdüğün yalnızlıklar boyunca seni sevmek
ve sana sarılmak bir kaderin ortasında
her vazgeçişte seni bulmak
ne hoş bir paradoks
ayna da gördüğüm bir melek yüz
ya da o yüzün sen olduğu …

Dahası bu avuclarimda bir dua
Yusuf’u saklayan kuyu ; Yunus’u gizleyen balık;
Nuh’u kurtaran gemi ; Musa’ya açılan deniz;
İsa’ya açılan gök; Yakub’u örten gece diye

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.