Gümüşhane Şiir Sitemize hoşgeldiniz, 16 Haziran 2019

Uçmak Üstüne Monologlar

Uçmak Üstüne Monologlar

kuyulardan korkuların çekildiği zamanlardı…
daha “hasret” konmamıştı hasretin adı
ve daha kimse bir çılgınlık işlememişti aşk için,
ozanlar keşfetmemişti sazlarının hünerini
ağlamak acının..acı da…zayıflığın işareti idi henüz

her yağlı boya tablosunun kıskanacağı bir şehirdeydi aşk
birkaç araba görmek mümkündü caddelerde
limanda ise tuz ve buğday taşıyan gemiler
tayyare… henüz icat edilmemişti
bir kuşlar bilirdi o zamanlar uçmayı..birde..uçurtmalar
“ölülerde varır derlerdi uçmağa”ya
bunu henüz gören olmamıştı…

-uçmak, dedi kendi kendine bir çoban
yeryüzüne dokunması haram kılınmış,
bir iblisin nefreti ile…

-uçmak…
ölülere ve ölüme çok yakın
ama ölünen yere çok uzak olmak…

ve “uçmak”diye bağırdı
herkesin duyabileceği şekilde
bu hiç kimsenin olmadığı yerde…

-kim bilir,dedi… ne hoştur ne hoş,
rüzgar tarafından taşınmak…yada binmek rüzgarlara
tutup yelesinden beyaz saçaklı bulutların, sürmek haşmetli ufuklara
çıplak yakalamak gökyüzünü
maviden sıyrılıp siyaha büründüğü bir anda
ve bu üryan dilberin
onu yıldızlardan kıskanan yıldırımların elinden
bir namus cinayetine kurban edilişine tanık olmak
gürültüler, zelzeleler, fırtınalar içmek…
sarhoş olmak bunca yükseklikte…özden geçmek
ne hoştur kim bilir ne hoş…

heyhat ki,
toprağa açtı gözlerini bu derin hayalden
ağaçlar kadar toprağın,
ağaçlar kadar toprakta hissetti kendini
mümkün müydü acaba ona dayanmadan,
yada ona dayanmayan hiçbir şeye dayanmadan yaşamak
mümkün müydü uçmak için balonlar bağlamak yerine,
safralar taşımak ceplerde konmak için…

şöyle seslendi sonra usulca,
-ey Arz,
sen bile bu hantal halinle fezada yüzerken,
neden benim uçmama izin vermezsin
neden süt verecek analar gibi beni bağrına basarda,
zehirle doldurursun kursağımı
ya bırak uçayım…ya da “uçmağa varayım”

Fahrettin Köseoğlu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.