Gümüşhane Şiir Sitemize hoşgeldiniz, 18 Temmuz 2019

Kimse bilmiyor

kimse bilmiyor
o gün;
çekmişken dert payını
kalbimin köşebaşında
doymuşum yine habersiz gözyaşına,
dilinde harf bitmemiş bir dua,
kanadı çalınmış bir melek,
bugün yağmur yağmadı
yine kavgalı toprak insanoğluyla
nadasa birakilmis besinci mevsim
Havana’da müslüman ot bitiyor,
kimse bilmiyor ama,
benden para istiyor hayvanlar insan ağzıyla
anasını avradını lidyalılar’ın
ben şarkı söyleyemem,ama iyi şiir yazarım
bana kalsa çeviririm kiliseleri kuzeye
bahsettiğim bu kavga Nuh’un tufanından kalma
her gece hasta bir mavzer yatağımda,
ölülere çiçek uzatıyorum
Günlerden fakir bir cuma
tanrı onun kiralık evinde,
kimse bilmiyor ama,
ben yolluyorum onu her ay sonu
ellerim henüz kalkmamış havaya,
son nefesini vermemiş bir hasta,
düşmüş Tambora’dan bir ateş içime,
tutuşmuş kirpiklerinden Annem
beni haklı yanlarımdan bıçakladılar Baba!
ben ölmekten değil; zamandan korkuyorum
o gece,Tanyeri atanda Nemruda karşı
şehirli bir tren vurulmuş
Yüreğimiz ağzımızda bir zavallı
bütün yollar ayakta,
kim vurmuş bilen yok
kimse bilmiyor
ben de…
***

günlerden fakir bir cuma
dağların bağrı deşilmiş?
Ali kemal görmüş,
Kılı kırka yarmışlar
murdar olmuş eski tazelikler
çürümüş bir delikte yılan
çıldırmış Adem pantolonlu kadınlar
kadın haklarınca,
Havva’nın eteği niye altından…
Basimiz dumanli,
susuz bir sessizlik
uyanmis sular,
bir kadın sesi duyduk
ne de yüce!
ürperti dağ başlardan;
içi fahişe dolu bir ülke,yeni yasalar
yeni kanunlar satıyorum
alan var mı?
kurudu damarlarimiz,
devrildik Ali Kemal ile,sogut agaçlari gibi,
komsu ulkeye insanlik siparisi verdik,
ve faiziyle mutluluk
parfüm düşmüş
ruj düşmüş,oje düşmüş,
sökülmüş içi adamların,genel ev kaldirimlarinda,
koca bir restorant’ı çöpe dökmüşler
insanız ama
kim tövbeye getirecek insanı
kimse bilmiyor ama
üç çiçeği vardı, Ali Kemalin
O gece;
Ali Kemalin üç çiçeğini
mavi dağın dumanını çalmış biri,
Benim de tespihimi ve tabakamı alıp gitmiş,
göremedim oysa,
işimiz vardı; put kırıyorduk Kabe’de Ibrahim’le
çöl renkli bir kadınmış meger
Düşündüm döktüğü tütünü sara sara
Ah! bir görebilseydim keşke,
satılıktı dünya hal-i hazırda
belli ki,güzeldi
ve belli ki,kederliydi
bilmiyorum oysa…

***

çok olmadı kendimi göndere çekeli,
kimse bilmiyor bir füzeyle evlendiğimi,
ve içi mayın döşeli bir evde,
nükleer bir kadınla yaşadığımı,
oysa herkes batık bir gemi besler içinde
geride ne kalmış ki,
adı bilindik öksüz gidişlerden
ama farkındayım artık
kime güvensem babam
ve kimi sevsem annem değil…

***

Şimdi biri mezarıma ellerini diksin,
belki mübarek olur ihanetler,
ağaçları döver,dallara kireç dökerler
kuşlar da göçer gider içimizden,
geriye ne kalır ki,
kim yüreğinde ısıtır çayı
Telaş içinde toplarken renkli eteğini ömür
ne hazindir ölüm,
yaralanmış bir çocuk
ne dayanılmazdır siyah bir korkuyu anlatmak
bütün bunlar olmasa,
mavi bir şiir sererdim dudaklarına
ve uyumasa bir ağaç gölgesinde rüzgar
Şimdi çok işim var;
sana daha sonra aşık olurum der mi bir kadın
ne kalır ki geriye,Ali Kemal?
bağlanıp boğulduğumuz ipler mi?
kurutmuşuz gözyaşını güneşle,
üşürsek kim yakar cigarayı,
ben gidersem kim tarar saçlarını gecelerin,
ne edeyim dalları Ali kemal,neyleyim?
çocuksuz,ocaksız evi,serçesiz saçakları
kimse bilmiyor ama,
Kırlangıcın alın yazısı
Penceremin önünde yazıldı
kimse bilmiyor ama,
bir beklediğim var,hasarsız bir geçmiş ile
belki zeytin ağaçları arkasında
ya da Calvary yakınlarında bir yerde,
bekleyelim Ali Kemal,bekleyelim,
elbet gelir bir gün üç çiçeğin…
ve benim tabakam,tesbihim…
bir ırmak kan yağsın gözlerimizden
dağlar bizi çağırsın,yine gideriz,
kimse bilmesin;
Ölelim biraz…
sabredelim,yine diriliriz…

Kadirhan TÜRKOĞLU

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.